HELÂL-HARAM VE ŞÜPHELİ ŞEYLER - İMAM GAZALİ

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

29-03-2021

HELÂL-HARAM VE ŞÜPHELİ ŞEYLER

Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: "Helâli istemek ve aramak, bütün müslümanların üstüne farzdır." Helâli istemek, helâlin ne olduğunu bilmeyince mümkün olmaz. Rasûlullah Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Helâl de açıktadır, haram da açıktadır. İkisi de bellidir. Bu ikisinin arasında gizli olan şüpheliler vardır. Bir kimse o şüphelilerin arasında dolaşsa harama düşmek korkusuna varır."

Ey aziz kişi! Sen bil ki, helâl ve haram bilgisi uzun bir bilgidir. Onların şerhi İhya adlı kitabımızda uzun uzadıya anlatılmıştır. O şerhin benzeri hiçbir kitapta açıklanmamıştır. Biz bu kitapta şu kadar şerhedelim ki, halkın çoğu onu anlamaya takat getirebilsin. Allah nasip ederse, dilediğimiz kadarının mânâlarını dört bölümde açıklayalım:

Birinci Bölüm: Helâli aramanın fazileti ve sevabı.

ikinci Bölüm: Helâl ve haramda takvâ ve verâ dereceleri.

Üçüncü Bölüm: Helâl ve haramı birbirinden ayırmak.

Dördüncü Bölüm: Sultanların ve memleket başkanlarının verdiği paraların helâl veya haram olması ve onlara muhalefet etmek.

 

Birinci Bölüm

HELÂLİ ARAMANIN FAZİLET VE SEVABI

Ey aziz kişi! Bil ki, Allahu Teâlâ şöyle buyurur: "Ey Resûller! Helâl olan şeylerden yiyin ve güzel işler işleyin."(Mü'minûn: 51)

Hak Teâlâ, böylece, bu âyet-i kerime'de iyi iş işlemekten önce helâl yemek yemeyi emir buyurmuştur. Fakat o malların yenilişi hakkında da buyruğu şudur: "Birbirinizin mallarını bâtıl, haksız sebeplerle yemeyin." (Bakara: 278) Allahu Teâlâ yine şöyle buyurmuştur: "Eğer (bu faizi terketme işini) yapmazsanız, Allah’a ve Resûlü’ne savaş açtığınızı bilin. Eğer (faizin her türlüsünü alıp verme hususunda) tevbe ederseniz, ana paranız yine sizindir. Ne haksızlık yapmış ne de haksızlığa uğratılmış olursunuz." (Bakara: 279) Ya, faizi helâl gibi yiyenler ne olur? Allahu Teâlâ onlar hakkında şöyle buyurur: "Kim de tekrar (faize) dönerse, onlar ateş ehlidirler ve hep orada kalacaklardır." (Bakara: 275)

Rasûlullah Efendimiz şöyle buyurdu: "Bir kimse kırk gün helâl yese, Allahu Teâlâ, onun gönlünü nurla doldurur ve onun gönlünden diline hikmet pınarlarını açar." Başka bir rivayete göre de şöyle buyurmuştur: "Dünyaya olan sevgisini giderir." Sa'd bin Ebi Vakkas  Ashabı-ı Kirâm'ın büyüklerindendir. "Ya Rasûlullah! Benim duamın kabulü için bana dua et" dedi. Resûl (aleyhisselâm) da: "Her zaman yemeğini helâlden ye, duan kabul olur!" diye buyurdu. Gözünde yalnız dünya nimetleri olan ve dünyaya hırs duyan kişilerin kimliğini açıklarken Rasûlullah Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Nice kişiler vardır ki, onun yediği haram, giydiği haram, azığı haramdır. Bununla birlikle, duaya el kaldırır, ‘Ya Rabbi, ya Rabbi!' diye dua eder. Bu kişinin duası nasıl kabul edilir ki, Allah ondan ne farz kabul eder, ne de sünnet."

İbn-i Abbas, Rasûlullah Efendimiz’den şu hadisi rivayet etmiştir: "Bir kimse on akçeye bir elbise alsa, o on akçenin bir tanesi haram olsa, o elbise o kişinin üstünde kaldığı müddetçe kıldığı namaz kabul edilmez." Yine Resûl (sallallâhu aleyhi ve sellem) haram hakkında şöyle buyurmuştur: “Haramdan hasıl olan her et, ateşe lâyıktır." Rasûlullah Efendimiz, ayrıca şöyle buyurmuştur. "Allah'ın katında bir dirhem ribâ, otuz zinadan daha da şiddetlidir." Resûl (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Allahu Teâlâ buyurur ki: "Bir kimse haramdan sakınırsa ben o gibilerin hesabını sormağa utanırım."Rasûlullah Efendimizin bir hadis-i şerifi de şudur: "Haram maldan kazanç elde eden kimse, onu ana ve babasına, akrabasına verse sadaka olarak dağıtsa veya Allah yolunda nafaka olarak vermiş olsa, bütün bu yapılanlar araya toplanır da kendisi onlarla beraber ateşe atılır." Bu hadis-i şerifin açıkladığı şudur ki, haram maldan hayır yoktur. Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) yine şöyle buyurmuştur: "Haramdan mal kazanan kişinin tasaddukta bulunması makbul olmaz. Eğer onu arkasında bırakırsa kendisine cehennem azığı olur."

Şimdi helâl ve haram yolunda Ashab-ı Kirâm'm söylediklerine gelelim: Ebûbekir (radıyallâhu anhu) bir kölenin elinden süt içmişti. Sonra, bu sütün haram yoldan kazanıldığını öğrendi. Hemen şehâdet parmağını boğazına saldı. Kusmaya çalıştı. Öyle zahmet çekti ki, neredeyse ruhu kendisinden uzaklaşacaktı. O zaman şu duada bulundu: "Ya Rabbi! Benim damarlarımın içinde kalan içtiğim sütten Sana sığınırım, onları dışarı çıkarmaya gücüm yetişmemektedir." Resûl (sallallâhu aleyhi ve sellem) bunu işitince: "Ebûbekir'in karnına helâl lokmadan başka bir şey girmediğini bilmez misiniz!" dedi. 

Ömer (radıyallâhu anhu) şöyle demiştir: "Şu kadar namaz kılsan ki, belin yay gibi olsa, şu kadar oruç tutsan ki, kıl gibi incecik kalsa, eğer haramdan kaçıp uzaklaşmazsan ibâdetlerin faydası yoktur ve hiçbiri kabul olunmaz." 

Süfyân-i Sevri: "Haramdan sadaka vermeye kalkan kişi, tıpkı elbisesini sidikle yıkayan, böylece onu daha çok kirleten kişi gibi olur!" buyurmuştur.

Fudayl bin İyad, İbni Mübârek ve İbni Uyeyne, Mekke'de Vüheyb bin El- verd'in yanında toplandılar. Bu sırada yeşil hurmadan konuşulmaya başlandı. Vüheyb bin Elverd: "Hurma en çok sevdiğim bir yemiştir. Ama Mekke hurmalığı Zubeyde ilebaşkalarmın bahçelerine karıştığı için hurma yemekten vazgeçtim" dedi. O zaman İbni Mübârek de: "Böyle uzun uzun incelersen ekmek de yiyemezsin" dedi. Vüheyb: "Neden?" diye sordu. İbni Mübârek:"Çünkü topraklarımızın kimisi mirasçısı kalmayanların arazisi ile karıştı. Bu halde tıpkı o hurmalar gibi şüpheli oldu" dedi. Bu şüpheyi duyan Vüheyb, haram buğdaydan yediğinden kuşkulanarak üstüne bir fenalık geldi ve yere düşerek uzandı, kaldı. Haramdan o kadar çekiniyordu. Süfyan, İbni Mübârek'e: "Adamı öldürdün" dedi. O da: "Ben bunu kolaylık olsun diye söyledim" dedi. Vüheyb sonra ayıldı. "Artık bundan sonra ekmek yemem!" dedi. Günlerini yalnız süt içmekle geçirmeğe başladı. Bir gün annesi ona bir bardak süt getirdi. Anasına: "Bu süt nereden neldi? Parasını nereden verdin?" diye sordu. Sorusuna cevap aldıktan sonra sütü içeceği zaman: "Bu koyun nerede otladı?" diye sordu. Annesi: "Müslümanların hakkı olan bir yerde otla- mış!" dedi. Oğlu sütü içmedi, annesi: "Oğlum, sen bu sütü iç! Allahu Teâlâ rahimdir. Sana merhamet eder" dedi. O da "Günah işleyerek Allah'ın merhametini yakarmam," dedi ve sütü içmedi. Bişki Hafi'ye sordular: "Nereden yiyip nasıl geçiniyorsun?" O da: "Herkesin yediği yerden yerim, ama yiyip gülen ile yiyip ağlayan arasında çok fark vardır. Bence istekler az, lokmalar küçük ol-malıdır" diye cevap verdi.
 

İmam Gazali
DARU'L HİLAFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 279
Toplam 277945
En Çok 1094
Ortalama 300