KEMALİSTLER İSLAM AHKAMINI KALDIRDI - ŞEYHU`L İSLAM MUSTAFA SABRİ EFENDİ

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

14-01-2020

KEMALİSTLER İSLAM AHKAMINI KALDIRDI - ŞEYHU'L İSLAM MUSTAFA SABRİ EFENDİ

 

Din-i İslamın menabi-i asliyesini (asıl kaynaklarını) şöyle bir tarafa bırakarak, bazı pervasız insanların ve hatta bazı çılgın milletlerin ihdas ettikleri hareketlerden ve emr-i vakilerden din babında fetva almak ve hüküm vermek modası zamanımızda hayli ilerlemiştir. Böyle mübalatsız hareketlerin ve hükümlerin dünyada bir cezasına çarpılmak tehlikesi görülmediği cihetle mesail-i diniyede (dini meselelerde) haddini bilen ve bilmeyen herkes birer müftü kesilmiş, salahiyetdar (yetkili) bir müctehid gibi mütalaa yürütmeyi gözüne kestirmiştir.

Nasıl ki geçen gün Gümülcine'nin yeni cemaat Reisi Balkan gazetesinin muharririne kıyafet hakkında müftünün veremediği fetvayı vermiş. Din-i İslamın garib tecellisine bakınız ki, Saray- bosna’nin dini bütün cemaat-i İslamiye Reisi mahalli gazetelerde neşr olunan mektupları ile dinsiz Reisü'l-Ulemayı dine davet ederken Gümülcine cemaat Reisi dindar müftü efendiyi vazife-i şer'iyesini ifadan (şer'i görevleri yerine getirmekten) men'e cüret ediyor. Sanki hata ederse ne olacak? Dinden mi çıkacak? Yağma yok. Dinden çıkmak öyle eski hocaların anlattığı gibi şimdi kolay değil. Bir adam kendi istemedikçe onu kim dinden çıkarabilirmiş? İşte Cemal Hoca da öyle diyor.

Evet, kimse çıkaramaz, lakin dine karşı terbiyesini takınmaya mecburiyet hissetmeyerek de zorla Müslüman kalmak ve adeta dinin başına bela olmak isteyeni Allah da çıkarmaz mı acaba? Bana kalırsa dinden çkmak korkusunu ceffe'l-kalem (bir kalemde) ilga eden asrilerin muradını beri taraftaki gafil Müslümanlar iyi anlamıyorlar. Dinden çıkmaktan korkmamanın manası; kolay kolay çıkılmadığından değil, çıkılsa da sanki ne lazım gelir, ne kaybedilmiş olur tarzında bir korkusuzluk ve bir nevi asırlık şecaati (yiğitliği) iktisab etmektir, onun için dini tepe tepe kullanırsın, din beni terk etse bile ben onun yakasını bırakmam dersin, hele o kadar nazlanmasın! Dinin bana ihtiyacı benim ona ihtiyacımdan ziyadedir dersin, din, eski kafalı şaşkın hocalar gibi değildir, milyonlarca Müslümanları elinden çıkarmak ister mi? dersin, el-hasıl ne olsa diyebilirsin. Çünki dinin bugün murakabı (denetleyeni) yoktur. Mahlul (boş) bir arsa gibi herkes onun üzerinde futbol oynamak hakkına maliktir.

Sözümüzü umumi ve mühim bir serzeniş tarzında yürütmüş olmamak için misal ile de izah edelim. Bakalım cahil Reisü'l-Ulemanın dediği gibi insan dinden çıktığını sarahaten (açıkça) itiraf etmedikçe Müslümanlığına hiçbir taraftan toz kondurulabilir mi imiş kondurulamaz mı imiş?

İşte hala Müslümanlık davasını elinden bırakmayan ve ukaladan geçinen birçok adamlar var ki, Cemal Hocanın da şimdilik Allah kelamı ve İslamiyetin ebedi istinadgahı (dayanağı) olduğunu teslim ettiği Kuran-ı Kerim'in sarahaten müsaadesine iktiran eden (ulaşan) taaddüd-i zevcatı (çok eşle evlenmeyi) vahşet addederler. Yine Kuran'ın sarahati mucibince kadını erkeğe müsavi tutmamayı adaletsizlik sayarlar, Kuran’daki miras ahkamını makul ve mantıki bulmayarak Frenk kanun-ı verasetleri ile mübadeleye kalkarlar; Kur'an-ı Kerim, Hz. Meryem'in iffet ve ismetine mükerrer ayetleri ile şahadet ederken, bütün dünyadaki kadınlardan eşref (en şerefli) olduğunu söylerken, zorla Müslüman kalmak isteyen bu kabadayılar, Cenab-ı İsa’nın -haşa- piçliği hakkında kendi akıllarınca kanaat muhafaza ederler, yani Kur'an-ı Kerim'in şahadetini tekzib ederler.

Türkiye haricinde ve muhalifler arasında gezen bir İttihatçı asker paşası bilirim ki işte bu itikatta bulunur, hem de Müslüman geçinir, belki din-i İslamda ulemadan geçinir ve bittabii ulemayı beğenmeyen ulemadan! Sonra geçen gün İkdam gazetesi Dobruca’daki muhakeme-i şer'iyye kadılıklarının ilgası talebinde bulunan o havalinin sütü bozuk Türk gençlerini alkışlarken kadılıkların muhafazasına çalışanların da "yobazlar" falan diyerek dinsizlere ve farmasonlara mahsus tabirlerle tezyife yeltendiği sırada o mahkemelerin düsturu'l-amel ittihaz ettiği Mecelle ahkamı, yani şeriat kanunları hakkında da tabit Türkide münteşir (Türkçe çıkan) bir gazeteye yakışacak terbiyesizliklerde bulunuyordu.

Mehakim-i şer'iyeyi (şer’i mahkemeleri) çürütmek için söylediği sözler arasında o mahkemelerden sarıkın (hırsızın) eli kesilmesi gibi vahşiyane hükümler sadır olduğunu da ilave ediyordu. Halbuki sarıkın bu vech ile cezalandırılmasını Kur'an-ı Kerim emreder. Şimdi Dobruca mahkemelerinden böyle hükümler sadır olunduğu da yok ya... Fakat İkdam onu şeriata ve Kur'an'a zebandırazlık olsun diye (dil uzatmak için) mevzubahs etmiş. Sarıkın eli kesilmesi hakkında, sarih ayet-i kerimeden başka birçok hadisler bulunduğu gibi Sahih-i Buhari ve Müsned-i İmam Ahmed ibni Hanbel de mezkur olarak Cenab-ı Peygamber'in kendi sevgili kızı Fatıma dahi çalsa elini keseceğine yemin edildiğini natık, "İnnema ehlekellezine min kabliküm ennehüm kanü iza sereke fihim uş-serfu terekühu. Ve iz sereka fihumu z-za'ifu ekamu aleyhil hadde. Vallahi lev en fatimete binte Muhammedin serakat lekadatuha" hadis-i şerifi de İkdamcı gibi dinsizler ne bilirler, ne de bilseler ehemmiyet verirler.

Türkiye'nin ve Dobruca'nın dinini ve milletini kaybetmiş olan bu mahkeme-i şer'iyye düşmanları kadar dünyada daha sefil düşünceli adamlar olur mu acaba? Gaynmüslim bir devlet idaresinde bulunan mahkeme-i şer'iyyeyi ilga ettirmek marifet değil, açtırmak marifettir. Onların ilgası, dinine sadık Müslüman tebaasının hatırını nazar-ı dikkate almazsa Romen hükümetinin çok işine gelir. Bir memlekette hakk-ı kazaya (yargılama hakkına) nail olmak, o ne mühim bir şeydir, ne büyük bir imtiyazdır? O imtiyaz, Dobruca vesair memleketlerdeki Müslümanlara din-i İslamın şerefi sayesinde verilmiştir Şimdi de Dobruca'nın şaşkın Türkleri ellerinde bulunan ve kendi gayret ve himmetleriyle binde bir cüzi istihsale kudretleri yetişmek ihtimali olmayan o büyük nimeti tepmek ve sırf din-i İslama ihanet olmak için tepmek cinnetinin hummasına tutulmuşlar. Mahza Müslümanlık Dobrucada darbelensin, mutazarrır olsun diye mehakim-i şeriyenin (şer'i mahkemelerin) İslam münevvererine resmi bir post, maddi bir menfaat temin ettiğini bile dumanlanmış gözleri görmüyor. Vay saşkın herifler, vay alçak herifler vay! Haydi sen gel de aklın ve insafın varsa şimdi bunlara yine Müsliman de bakayım!

Beri taraftan İkdam gazetesi yobazlar mahkeme kadılıklarındaki menfaatlerini bırakmıyorlar diye güya onları ayıplıyor. Hükümette bir sandalyeye malik olmak ve o sandalyenin muhassasatını (ödeneğini) almak bir kabahat ise Türkiye'nin rical-i hükümeti (devlet adamların) de hep kabahatli ve menfaatperest kimselerdir. Onlar da makamat-ı resmiyelerini (resmi makamlarını) ve hükümeti bozup dağıtsalar ya! Doğrusu gerek Dobrucadaki kendi mahkemeleri aleyhinde teşebbüs eden Türk ve Müslüman azmanlarının ve gerek Türkiye'deki müşevviklerinin (kışkırtıcılarının) su hareketi, mayası bozulmuş, aklını kaçırmış olan Türk milletine mahsus maskaralıklardır ki, kendi menfaatine ve kendi şerefine bu derece hainane tecavüz eden adamlar dünyanın başka milletlerinde görülmek ihtimali yoktur.

Neyse mesele bu değildi, sarik (hırsız) hakkında Kuran-i Kerim'in tayin ettiği mücazatı (cezaları) ta'nn ü teşni (lanetleme ve ayıplama) ile yad ettiklerine bunu da bir misal olarak irad etmiştik.

İşte biraz evvel ta’dad ettiğimiz vechile, sarahaten Kuran-ı Kerimde zikr olunan birçok ahkam-ı şer'iyeyi beğenmemek ve reddetmek cüretinde bulunsunlar, hem de Müslüman kalsınlar... Bu ne kadar tenakuz! Kuran- Kerim'in münderecatını kısmen tahtie eden (hatalı çıkaran) adam, onun Allah kelamı olduğunu kabul etmediğinden buna cüret eder. Cenab-ı Hak bazı şeyleri iyi bilememiş! Şimdi akıl kulları Allah'ın yanlışlarını tashih ediyor... Denilemez ya! Demek ki herif Allah'ı beğenmiyor, Peygamber'i tahkir ediyor, hem de Allah'a iman ettim, Peygamber'e iman ettim, Müslümanım diyor...Hocalar beni tekfir etti diye kızıyor... Yobazlar benim dinime, vicdanıma ne karışır? Beni Müslüman yapmak, gavur yapmak, aforoz etmek onların elinde mi? diyor. Müslümanlıkta ruhbaniyet yoktur; böyle salahiyetler kimseye verilmemiştir diyor..

Halbuki işte hocalar, ellerinde doğrusunu söylemekten başka bir şey olmadığı için herifi müstahak olduğu sıfatla tavsif ediyorlar. Bir kimseyi gavur yapmak, Müslümanlıkta ibka etmek (brıakmak) ve günah affetmek hocaların elinde olaydı, belki haydi hatır için seni yine Müslüman addedeceğiz diyebilirlerdi. Lakin hoca ne yapsın? Herifi Kur'an tekfir ediyor, akıl ve mantık tekfir ediyor, tenakuzlu imanı tekfir ediyor. "Müslümanın kusuru olmaz mı? Cenab-ı Hak Gafurur-Rahim değil mi? İnsan fasık ve günahkar olarak Müslüman kalamaz mı? Hocalar, kebairin (büyük günahların) bile ehl-i sünnet mezhebinde kabil-i afv (affınun mümkün) olduğunu, mucib-i küfr olmadığını (küfrü gerektirmediğini) söylerlerdi ya..." diyerek yine o beğenmediği hocaların sözü ile Müslimanliğını müdafaa edecek olsa buna da imkan yoktur. Çünkü insan bunca günaha batarak Allah'ın emr ve nehyine karşı pek çok kusurlarda bulunarak yine Müslüman kalabilir. Hocalar da onu tekfir etmezler.

Nefse, şeytana uyup günah işlemek fakat günahını günah ve kabahatini kabahat telakki ederek haddini bilmek ve kusurunu itiraf etmek başka, Allah'ı kabahatli çıkarmak, emr ve nehyini beğenmemek ve makul görmemek de başka… Birinci nevi ve şekildeki günahlar ne kadar çok olsa imana zarar vermez, çünkü imana münafi (aykırı) olmaz. Lakin ikinci nevi ve şekildeki günahın zerresi bile imanı zir ü zeber (yerle bir) etmeye kafidir. Çünkü Allah'ına ve Resulüne iman etmekle itiraz etmek bir kalpde cem olunamaz (birleştirilemez). Allah'a ve Resulüne itimatsızlık, hürmetsizlik hissi hasil olan kalbin imanı ve tasdiki yalandır. Ahkam-ı İlahi’yi (Allah'ın hükümleri) layık olduğu teslim ve tazim ile karşılamayanların Müslümanlıkları hakkındaki ikrar ve iddiaları da yalandır.

 

ŞEYHU'L İSLAM MUSTAFA SABRİ EFENDİ

DARU'L HİLAFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 117
Toplam 226422
En Çok 1094
Ortalama 288