“SÖMÜRGE DÖNEMİNDE İSLÂM SİYASİ DÜŞÜNCESİ” ADLI LONDRA SEMİNERİ

O HALDE SEN VE BERABERİNDE TEVBE EDENLER, EMROLUNDUĞUNUZ ŞEKİLDE, DOĞRU YOLU TUTUN. SİZDEN HİÇBİRİNİZ BÜYÜKLENİP, ALLAH TARAFINDAN KONULMUŞ SINIRLARI AŞMASIN; ÇÜNKÜ UNUTMAYIN YAPTIĞINIZ HERŞEYİ O GÖRÜYOR. (KURAN-İ KERİM 11:112)

01-01-2022

“SÖMÜRGE DÖNEMİNDE İSLÂM SİYASİ DÜŞÜNCESİ” ADLI LONDRA SEMİNERİ[1]
 

Muslim Institute tarafından 6-9 Ağustos’ta Londra’da tertip edilen “Sömürge Döneminde İslâm Siyasi Düşüncesi” konulu seminerde, İslâm’ın muhtelif düşünce mekteplerine mensup âlimler, öğretim üyeleri, yazarlar, talebeler ve İslâmî harekette faal olan diğer kişiler bir araya geldiler.

Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelerek yaklaşık 300 kişinin katıldığı seminerde, ümmetin karşı karşıya bulunduğu başlıca mühim siyasi meseleler üzerinde, İslâm’ın muhtelif düşünce mekteplerine mensup Müslümanlar arasında fikir birliği sağlanmaya çalışıldı.

İslâmi Cemiyet ve Cemaatler Birliği’ni temsilen Cemaleddin Hoca’nın da bir heyetle katıldığı ve çok faydalı müşahedelerle vesile olduğu bildirilen seminer dört gün sürdü.

Bir ölçüde mükemmel düzenlenen seminere katılanların yarıya yakın bir bölümünün de dışarıdan geldikleri bildirildi. Dışarıdan gelenlerin çoğunun da kendi imkânlarıyla Orta Doğu’dan, Yakın ve Uzak Doğu’dan, Kuzey Amerika ve Afrika’dan gelerek seminerde yer aldıkları belirtildi.

Tarihte ilk kez düzenlenen böylesi bir seminerde, sömürgeci güçlerin egemen olduğu dönemlerde, Müslüman olarak bilinen idareci sınıfının ve düşünür güruhunun politik düşünce ve zihniyetlerinin gerçek yönleri gözler önüne serildiği kaydedildi.

Seminerde takdimine daha evvel karar verilen 13 mevzuda tebliğler, seminer sırasında bizzat sahipleri tarafından dinleyicilere okunduğu, ayrıca bazı tebliğlerin de dağıtıldığı belirtildi.

Tebliğlerin okunup müzakeresi yapılıp bütün malzeme, vesikalar, soru ve cevaplarla ileri sürülen görüşler incelendikten sonra bu seminerde şu sonuçlara varıldığı bildirildi:

1- İslâmî hareketin yapısı takva üzerine bina edilmiştir; İslâm’da tek hedef ve tek metod vardır, bu sebeple İslâmî hareketin bütün bölümleri ahenk ve anlayış içinde çalışmalıdır.

2- Sömürgeci güçlerle işbirliği yapan Müslümanların sebep ve maksatları ne olursa olsun, ümmetin menfaatine aykırı hareket etmiş oldukları belirlendi. O dönemin idareci sınıfı ve düşünürlerinin batı güdümlü idare ve politik düşünceleri, Kur’ân ve Sünnet’in ittifakla kabul edilmiş kesin emirlerine muhalif olarak İslâm dini ve Müslümanlar aleyhine, kâfirlere güç ve fırsat veriyordu.

3- Sömürgeci güçlerin üstünlüğünü kabul eden batı güdümlü idareci sınıfı ve düşünürlerin çarpık siyasi zihniyetlerinin, İslâm’a göre haklı ve mazur tarafları yoktu. Bu dönemin hemen bütün siyasi düşüncelerinin kaynağı İslâm’ın dışında idi, nazari ve tatbiki İslâm siyasi düşünce ve idare ve davranış esaslarına aykırı idi.

4- 18. ve 19. asırda yer yer İslâm dünyasındaki siyasi düşünceler Avrupa menşeli idi. Hususiyle demokrasi, özgürlük, eşitlik, kardeşlik, temsili hükümet ve kadın hakları gibi terimlerle ifade edilen politik düşünceleri Avrupalılar kendilerine maske edinip sömürülerine alet olarak riyakârlıkla kullandılar. Avrupalılar kolay kabul gören bu yüzleri sayesinde dünyayı, hususiyle de İslâm dünyasını parçalara bölmeyi, böylece bütün dünyada ve kaynakları üzerinde siyasi, harsî (kültürel), iktisadi kontrolleri elde etmeye kastettiler.

5- İslâm ümmetinin ırkçılık manasındaki milli devletlere bölünmesi, sömürgeci güçlerle işbirliği yapan batı güdümlü idareci sınıfının, sömürgeci marka politik düşüncesi ile hırslığı, kölelik ve fırsatçılığının doğrudan neticesidir; böyle olmak sıfatıyla İslâmî hareket, her halükârda ırkçılık manasındaki milli devletleri tecrit etmeli, mevcut yapılarına son vermeli veya tebdil etmelidir.

6- Bu nevi milli devletlerde, sömürü zihniyeti çerçevesinde, sömürgeci güçlerin prensipleri doğrultusunda doğup politik faaliyetlerde yer almış olan siyasi partiler ve gruplar laiktirler, İslâmî adlar alsalar bile.

7- Sömürgeci güçlerin İslâm topraklarında yer yer egemen olduğu dönemde ve yakın tarihimizin en zor yıllarında dünya haritasında İslâm devleti yok iken ortaya çıkarak, İslâm’ın siyasi inancını ve görüşünü savunan İslâmî partiler ve gruplar yapılanıp vücut buldular; bu sahada İhvan-ül Müslimin ve Cemat-ı İslâmî tarafından mümtaz hizmetler verildi.

8- İslâmî Hareket tarafından modern tarihte küfrün gücünün açık ve şümullü bir tarzda mağlup edilmesine misal olarak İran’daki İslâm inkılabı gösterilebilir. Küfür düzenine karşı bu zafer şu üç amili bakımından bu seminerle alakalıdır. Bunlar:

a) İran’daki liderlik müessesinin, sömürge döneminin politik düşüncesinden etkilenmediği ve İslâm’ın siyasi esaslarından hareketle yola çıktığı;

b) Ulemanın, Müslüman kitlelerin siyasi gücünü harekete geçirip seferber ettiği ve onları İslâm için savaşa hazırladığı;

c) İslâmî hareketin, orada mevcut rejime meydan okuyarak onu mağlup edip ortadan kaldırmak maksadıyla yola çıktığı ve mevcut rejime taviz vermeyip onunla uzlaşma yapmadığıdır.

9- Bugün küfür âleminin gücü teşkilatlanmıştır ve birbiriyle zincirleme irtibatlı bulunan dünya çapındaki siyasi (politik), içtimai (sosyal), harsi (kültürel) ve iktisadi (ekonomik) sistemler tarafından temsil edilmektedir. Sömürgeciliğin türettiği devletlerde Müslüman bilinen batı güdümlü idareci sınıflar ve düşünürler (gerçek Müslümanları ve sadece hata ile bu duruma düşmüş olanları tenzih ederiz) dünya çapındaki küfür gücünün tamamlayıcı bölümleridirler. İşte bu gerçektir ki, İran’ın –çok büyük zarar veren ve son derece tahrip edici olan- savaşa maruz bırakılmasında Irak rejimi ile onun mahalli ve dünya çapında destekçilerinin suç ortaklığını izah eder.”

Yukarıda zikredilen neticelere varıldıktan sonra seminer aşağıdaki hususları tavsiye eder:

1- İslâmî harekette faal olanlar, İslâm toplumlarına, sömürgeciliğin tesiri altında verilen politik fikirlerin, kuruluşların ve metodların gerçek mahiyetlerini olanca gayretleriyle gerçek yüzlerini tanımalı ve batıl oluşlarını ortaya çıkarmalıdırlar.

2- Dünyanın her tarafından kurslar, seminerler, şümullü dersler tertip edilerek sömürge döneminin politik düşüncesine ait ne varsa; zihniyeti, kavramları, felsefi esasları delillere dayanılarak çürütülmelidir.

3- Âlimlerimiz ve araştırmacı bilginlerimiz sömürgeci dönemin politik zihniyetinin tesirleri İslâm toplumlarına şırınga edilen rüşvet ve yiyicilik, bölünme ve bölücülük, ahlâkî düşüş ve politik kölelik gibi Müslümanların felahına mani olan meseleler üzerine eserler, tebliğler yazıp yayınlamalıdırlar.

4- Laik hükümetlerin üniversitelerdeki kontrolüne rağmen buralarda politik bilimler ve modern tarih okutan Müslüman öğretim üyeleri, ders mevzularını mümkün olduğu kadar bu seminerde serdedilen görüşlerin ve varılan neticelerin ışığı altında yeniden şekillendirip takdim etmelidirler.

5- Dünyanın her tarafından İslâm’ın bütün düşünce mekteplerine mensup âlimler, denetimleri altındaki eğitim ve öğretim kuruluşlarında İslâm’ın siyasi hedeflerini ve İslâm’da siyasi faaliyetin usullerini tanıtmalı ve öğretmelidirler.

6- İslâm’ın Siyasi Düşünce Dergisi adlı bir yayın organının teşkili ile ihtisas (akademik) seviyede ve birkaç dilde olmak üzere yayınlanması için lüzumlu çalışmalar yapılmalıdır.

Seminerin kapanış konuşmasını Muslim Institute Genel Müdürü Dr. Kelim Sıddıki’nin yaptığı bildirildi.

Dr. Sıddiki’nin konuşmasında özetle, bu nevi seminerlerin tertibine devam edileceğini, dünyanın her yerinde İslâmî hareketin şuurlu olarak çalışmalarını arttırdığını, İran’da bile İslâmî hareketin keyfiyeti yükseltme yolunda faaliyet gösterdiğini, mevcut halin ise bir mücadele ve emekleme dönemi olduğunu, bürokrasinin halledilmesi gereken bir mesele teşkil ettiğini kaydetti.

Dr. Sıddiki’nin konuşmasını bitirirken, “Sünni âlimin de zamanımızda çok orijinal çalışmalar içinde olduğunu, elimizde mühim sonuçlarının mevcut olduğunu, kendi oluş dönemini tamamladıktan sonra yeni bir doğuşun beklendiğini” haber verdiği ve seminere katılanlara teşekkür ettiği kaydedildi.

Muslim Institute, İslâm topraklarında yaşadıkları halde sömürgeci güçlerin işbirlikçileri olan batı güdümlü idareci sınıflarla, zındık düşünürlerin günümüze kadar uzanan ve koloni sonrası batı kuklası idareci ve düşünürlere mesnet ve kaynak teşkil eden politik düşüncelerini, genel zihniyetlerini açık bir şekilde ve ilmi olarak ortaya koyarak çarpıklığını, gayri İslâmî olduklarını gözler önüne sererek çürütmeyi gaye edindiği bildirilen bu seminerde, önemli ölçüde muvaffak olunduğunun gözlendiği belirtildi.

 

DARU'L HİLAFETİ'L ALİYYE MEDRESESİ


[1] Ümmet-i Muhammed Gazetesi, Sayı: 263-264.


YAZI KÖŞESİ

Hilafet-i İslamiyye

SAYAÇ

Bugün 286
Toplam 391559
En Çok 1094
Ortalama 324